Astroloji ve el falı

Astroloji Ve El Falı İlişkili Olabilir Mi?

Astroloji ve el falı, ikisi de insanların karakterleri, yaşamları ve gelecekleri ile ilgili tahminlerde bulunan sistemler. Astroloji, doğum gününe ve saatine bağlı olarak bir astrolog tarafından yorumlanıyor. İsteyen kişiler gerekli eğitimi aldıktan sonra astrolog olabiliyor. El falında ise, avuç içindeki çizgiler önem taşıyor. Yine bu tekniğe meraklı herhangi birisi tarafından el çizgilerine bakılarak kehanet tahminleri yapılabilir.

Astroloji ve el falı ilişkili olabilir mi?

Astroloji, gezegenlerin yer olayları üzerindeki etkisini belirtmeye ve bu etkileri göz önünde tutarak geleceği önceden bildirmeye dayanan bir falcılık sanatı olarak tanımlanıyor.

El falı ise, eldeki çizgilere ve yükseltilere bakarak bir kimsenin karakterini ve geleceğini okuma sanatı olarak biliniyor. Fakat gezegenler, el falında da devreye giriyor.

El falında, hangi parmak hangi gezegenden etkilenmişse o gezegenin ismi parmaklara verilmiştir. Buna göre baş parmağın Venüs, işaret parmağının Jupiter, orta parmağın Satürn, yüzük parmağının Güneş ve küçük parmağın ise Merkür’ün etkisi altında olduğuna inanılır.

Peki astroloji ve el falı birbirleriyle ilişki içerisinde olabilir mi ya da birbirlerini destekleyen tarafları var mı?

Astroloji ve el falı

Astroloji ve el falı arasında nasıl bir bağ var?

Astroloji ve el falı arasındaki ilişkiyi kesinlikle kabul edenler olduğu gibi ret edenler de vardır.

Mesela, ezoterik takma adı Papus olan ve okültizmin popülerleşmesini sağlayan kişi olarak bilinen Fransız hekim Gérard Anaclet Vincent Encausse’ye göre (1865-1916), insan vücudu embriyodan itibaren gezegenlerin etkisi altındadır. Ve buna göre embriyonun gelişiminde ilk aylık periyodda Satürn egemendir.

Beden, Satürn’ün enerjisini alarak güç kazanır. İkinci ayda Jüpiter egemen olur ve uzuvların oluşmasını sağlar. Üçüncü ayda ise Mars gezegeni bebeğin kafasının oluşumunu sağlar. Böylece kafa ile diğer uzuvların birbirinden ayrılması sağlanır.

Dördüncü ayda Güneş, kalbi oluşturur. Beşinci aya gelindiğinde Venüs’ün etkisiyle cinsel uzuvlar, kulak, burun, göğüs ve kemik oluşur. Altıncı ayda ise Merkür’ün etkisiyle kaş, saç, ses, göz ve tırnaklar meydana gelir.

Sekizinci ayda Satürn tekrar devreye girer ve fetüsü (ana rahmindeki bebeği) ısıtır ve soğutur. Son olarak ise Jüpiter doğuma kadar bebeği etkisi altına alır.

Sonuç olarak, anne karnına düştükleri andan itibaren gezegenler, doğacak kişiyi etkilemeye başlar.

Önerilen Yazılar